Sırra Kalem Bastım

Her son, bir başlangıç derler, sonlarını da sevmeyi öğreniyor insan, yeni Dünya’lara yelken açmış bulunca kendini… Biz şarkı yazarlarının en çok karşıştığı sorudur ‘’bu şarkıyı kime yazdın?’’ sorusu. Anılaşmış zamana yazılıyor halbuki şarkılar. Şahısların, kalbi ateşleme yönündeki katkısı oldukça büyük olsa da, üzerinden yıllar geçtikten sonra dönüp baktığında, aslında hep, kendime yazmış buluyorum şarkılarımı… Sırra kalem basıyorum!
Senin o duyguda olmana sebep, herhangi bir şahıs olsa da, aslında sendeki ‘’o’’ başka biri. Yoksa unutulmaz olan şarkılar değil, şahıslar olurdu. Güzel hatırlamak lazım her yaşananı, bir şarkıya hapsolup kalmamalı aşk, salacaksın evrene tüm sızısını, arınacaksın geçmişten ki çoğalsın içsel yolculuğun. Geçmişi birbirimize yük etmemek gerek, herkes geçmişiyle şimdiki şeklini almış, karşımızda duruyor. Öyle seviyoruz birbirimizi, tüm yaşanmışlıklarımızla, tüm yol almışlıklarımızla. Birini sevmek, onu tüm acılarıyla, mutluluklarıyla, ”senden önce’’ leriyle sevmek olmalı. Neye inanırsak öyle olur, ben de neyi yazarsam, onu yaşıyorum çoğu zaman… Cevabını alamadıklarımı, şarkılarımda bulur oldum ve hepsi gerçek oldular. Hangi hikaye anlatıcısı, şarkı yazarı arkadaşımla konuşsam, ortak fikrimiz, bir çeşit büyücü olduğumuz yönünde 🙂 İnsan ağzından çıkana da kalbinden gelene de dikkat etmeli o vakit. Zihnindeki kirlenmişlikle, kalbindeki cenneti öldürmemeli insan. ”Hep kalbimin sesini dinledim de ne oldu?” demeyin, siz oldunuz, karşınıza yeni yollar çıktı, üstelik bu halinizle daha da güzelsiniz.

Ayrılık, kötü şey o an için ama aslında kimse ayrılmıyor, birbirine katacağı bir şey kalmadığı noktada, farklı yollarda kendini tamamlamak üzere sefere çıkıyor herkes. Hepimizin birbirimize aidiyet vizesi baki yoksa, bir kahvenin bile 40 yıl hatırı varken, aşk, herzaman, olduğu zamanda sonsuz kalır. Artık hissetmesen de hatırasına saygı duymak, insan olarak evrimleşmemiz yönünde atacağımız en büyük adım bence. Çok istisnai durumlar hariç, kimseyi hayatımdan silip atmadım, kendi yaşadıklarını, hissettiklerini reddetmektir o saçma küslükler. Kötü sonlar yaşamış olabilirsiniz ama bu, yeni ve güzel yollara çıkamayacağınız anlamına gelmiyor. Tek yol var geri dönülemeyen, onun haricinde, insan için, aşk için, hiç yaşamadığın duyguları yaşamak için herzaman şansımız var.

‘’Uzak Yollar’’ ı geri dönüşü olmayan bir sona yazmış, 13 senenin üstüne, yine yazdığımı yaşamak istesem de artık mümkün olmayan bir hayaldi bu. ”Şimdi burda olsa nasıl olurdu?’’ larla geçirmedim elbette ömrümü ama birbirine sahipken, neyi alıp veremediklerini bilemediğim, gereksiz kavgalarla harcanan ilişkileri de hiçbir zaman anlayamadım. Yıllar birbirini kovaladı, yine o deniz kıyısındayım, telefonu elime almama rağmen, vazgeçip aramadığım için son bir kez sesini duyamamış olalı, tam 16 sene olmuş. Adına bir de çeşme yapmışlar, gittim suyundan içtim. Şimdi hayatımda olanlara şükrettim, 16 senedir bana şarkı yazdıran herkese ve herşeye karşı yeniden aşkla doldum. Son diye bir şeyin olmadığını anladım. Hatta şu an, bu yazıyı, kulağımda kulaklık, yepyeni bir şarkımın yeni aranje edilmiş halini dinlerken, büyük bir mutlulukla yazıyorum. Yepyeni şarkılara da gebeyim, aş ermelerim daim olsun 😉

SONU DEĞİL YOLU VARMASI DEĞİL YAŞAMASI MÜHİM!
Korkumuyorum artık yazdığımı yaşamaktan da… Ne yaşamak istediğimi biliyorum, zihnim engel olmaya çalışsa da kalbime güveniyorum. Mutlu son aramıyorum, mutlu yollardayım, bir olup yürüyorum. Bendeki ‘’o’’ diye değil, ‘’o” olduğu için seviyorum. Fırtına’larım dindi, suyun üstüne yattım, mavilere bulandım, düşlediğime akıyorum… Sorularım ”bunu kime yazdın?’’ dan ”yüzündeki gülümsemeyi kiminle yaşıyorsun?’’ a terfi etti. Geçen haftaki yazımda bahsettiğim, bir anda felç geçiren kardeşimiz de iyileşmiş, onun da iyileşeceğini biliyordum, o dileklerle yazdım, yazımı okuyup, bana teşekkür edecek kadar da kendine gelmiş, çok şükür. Onun da eski hayatının son günüydü o gün, şimdi yeni başlangışlara yelken açtı, yeni yaşantısı kutlu olsun. Şimdi o da herşeyden çok nefesine sahip çıkıyor, sonun değil yeni yolunun başında, aldı eline hediyesini, yürüyor…
Şarkı yazmasanız da hepiniz kendi hikayelerinizi yazıyorsunuz, biraz kafa yorarsanız, yüzünüzdeki gülümsemenin de gözyaşlarınızın da sebebi sizsiniz. Kendinize mutlu son yazmaya çalışmayın, hep diyorum ya ‘’sonu değil yolu, varması değil yaşaması mühim’’ diye…

Ölmek bile bir son değil, aynı denize, onun gözleri olup bakabiliyorsun, bedeni burda olmasa da kafayı gökyüzüne kaldırdığında, bir yıldız kaymasıyla göz kırpıyor sana UZAK YOLLAR’ dan… Yaşa diyor, sev, korma…
Hayat bir büyü, ben sırrına kalem basıyorum, siz de kendi yönteminizi bulun, amaç çözmek değil, içinde olduğun hayatı her duyunla hissetmek, doya doya yaşayacak farkındalığa erişmek. Bunun için başınıza kötü olaylar gelmesini beklemeyin, tam da keyif yaparken, sevgilinizin kollarındayken, sevdiğiniz bir konseri izlerken, o anın fotoğrafını çekin zihninizle. Yaşamdan size 1.000.000 like gelecek ve tadını çıkarmayı başardıkça, zorluklarla baş edecek güç de bonus olarak yazılacak hanelerinize.
Bir kere de böyle dinleyin ‘’ Uzak Yollar’’ı, sırrını çözen beni arasın…
Sonlarınız hediye, yollarınız sonsuz olsun…

Aşk’a uyanın, gerisi kolay…

MERVE ÇALOĞLU

merve@mervecaloglu.com

info@mervecaloglu.com

(Yazıların ve görsellerin tüm hakları saklıdır.)