Bu Bayram Da İyi Deli Yaptı

Eski fotoğraflara bakıp, ”kaç yaşındaydık burada?’’ diye düşüneceğin dostların olmalı hayatta…
İnsan, kaç yaşından itibaren yaşadıklarını hatırlıyor bilemiyorum ama kendimi bildim bileli, el ele yürüdüğüm dostlarımla, bu bayramın da tadı çok güzel. Yılların nasıl geçtiğine hayret etmeyi bir kenara bırakıp, aynı mutlu çocuklar olabilmek, bize her günü bayram kılıyor. Dün akşam, çocukluk arkadaşlarımla bunun bir delilik değil, sonsuz güvene dayalı bir konfor olduğuna karar verdik. Nereye savrulursak savrulalım, ne kadar görüşmezsek görüşmeyelim, yine kaldığımız yerden devam edebiliyor olmak, insana hayatta verilen en güzel hediye…

Şu sıra Jüpiter’le Venüs’ün aşkından mıdır nedir, eski ve uzundur haber alamadığım arkadaşlarımdan da mesajlar gelmeye başladı. Hayat telaşından, yıllardır görüşemediğimiz ama sanki dün ayrılmışız gibi bir ‘’naber’’ ile kahkahalar atmaya başladığımız dostluklar, yine yer, mekan ve zaman tanımadan, en güçlü haliyle beliriverdi. Hatta bir arkadaşım ”albümünü aldım ama seni aramaya yüzüm yoktu, ortadan kaybolduğum için” dediğinde farkettim, kaç yıldır görüşmediğimizi… Evet uzun zaman olmuştu ama benim için, onun ‘’naber’’i her şartta ve zamanda geçerliydi. Gerçek arkadaşlıkları, ne zaman, ne mekan, ne de hayat şartları yıkabilir. Gerçeğin olmuşlardır artık, seni her halinle, her hayalinle, her adımınla tanıyan, seven insanlarla, artık görüşemeseniz bile, içinizde biryerlerde aileniz olmuşlardır. Bence her bayramın en faydalı kısmı, bu detayda vücud bulmalı. Arayın onları, sizi siz yapanları, birlikte büyüyüp, birlikte güldüklerinizi başlayın aramaya. Üşenmeyin, çok zor olmayacak, göreceksiniz, kaldığınız yerden oyunlar oynamaya devam edeceksiniz tekrar çocuk olup…

Yaş ilerledikçe daha da kıymetli şey oluyor hatırlamak ve hatırlanmak, konuşacak daha çok anı birikmiş oluyor. Şahsen geçmişe çok fazla takılmamak gerektiğini düşünen ve hep geleceğe dair hayallerimin peşinde koşan bir yapım olmasına rağmen, en kıymetli hazinem, sevdiklerimle geçirdiğim tüm güzel günlerimdir. ‘’An’’ı doya doya ve farkında yaşamayı başardıkça, anıların da unutulmaz oluyorlar. Bayramın birleştirici, iletişimi kuvvetlendirici bir güç olduğuna inanıyorum. Ne bayramı olursa olsun, insanların birbirini görmek için, kendine de, davranış biçimine de, ruh haline de özen gösterdiği, kavga etmenin ayıp olduğu, insana insan olmayı hatırlatan, eşsiz günlerdir bayramlar bence. Çoğumuzu, protokol gibi gözüküp sıksa da, telaşlı ve sevgiden uzak hayatlarımıza bir mola vermek için bahane olarak görürsek ve tadını çıkartırsak, unuttuklarımızı hatırlarsak, sevdiklerimizle doyasıya kucaklaşırsak incilerimiz dökülmeyecek, merak etmeyelim. Bugün üşenip aramadıklarımız, bir sonraki bayramda ‘’aradığınız faniye şu an ulaşılamıyor’’ a geçiş yapmış olabilirler, ey sevgili üşenen.. Hatırlatması benden, aşka uyanması sizden 😉
(not: aşağıdaki fotoğrafta kafasında kartondan prenses tacı olan sarı elbiseli kız benim, eski bir bayramdan kostüm partimiz… )

BU SAATTEN SONRA…
Din, dil, ırk ayırmaksızın, herkesin özel günleri ve bayramları, birleştirici özelliğe sahiptir. Gayri müslim arkadaşlarımdan bayram mesajları alırım her bayram, ben de onların bayramlarını atlamam, kutlarım, incilerimiz dökülmedi hiç. Bu anlamda ‘’amaaaaan ne saçma, şimdi oturup 11 ay yemek yiyin, içki için’’ diyen zihniyet en büyük ayrıştırıcıdır. Kimin ne zaman ne yediği, ne içtiği, ne kadar ibadet ettiği, kişinin yalnızca ve yalnızca kendisini bağlar. Sen 12 ay sevgisiz ve empatisiz yaşıyorsun belli ki, bu daha kötü be güzel kardeşim. Sen iki kelimelik bayram mesajı atmaya eriniyor ama sosyal medyadan, bayramla ilgili destan yazıp, dalga geçerek, artistlik yaptığını zannederken, aslında senin de sevdiğin insanları kaybetmekle, çok daha zor bir şeyi başarıyorsun, helal olsun.. Gelseydin, bir sarılsaydık iyiydi, sen yine bayram mayram tanımasaydın, sevgiyle dolup, tatlı yeseydik keşke…

Kimse kimsenin özel günlerini ve inançlarını sahiplenmek zorunda değil elbette ama saygı duymak insani görevidir. Hatta eşlik edip, bir olmaya çalışılsa, tadından yenmeyecek bir evrime imza atacağız, artık şu yüzyılda atmalıyız da… Bir selamın, bir telefonun, bir mesajın kimseye zararı olmadığı gibi, en bedavasından kocaman bir gülümseme kazanmak, binlerce kişisel gelişim kitabı okuyup, ‘’pozitif”te kalmaya çabalamaların atası olacak…
Hepimiz için birbirimizi hatırlamamız, saçma küslüklerin sona ermesi ve hayattan çocukluk çalmak için fırsat olsun tüm bayramlar. Dilerim, içinizdeki, kapı kapı dolaşıp şeker isteyen çocuk, hep baki kalır ve bu bayram da iyi deli yapar, kalpler zihinlere galip gelir. Ben birazdan çıkıyorum, sevgi dolu şekerlerimi cebime doldurmaya, eski fotoğraflardaki çocukluk arkadaşlarımla yenilerini çekmeye… Geçmişe, geleceğe, herşeye şükretmeye… ”Bize hergün bayram” demekle kalmayıp, deliliğin hakkını vermeye… Ömür boyu, fotoğraf albümlerinize bakıp, zamanı unutacağınız sevdiklerinizle birarada geçecek, nice mutlu bayramlarınız olsun… Bu yazı da tüm çocukluk arkadaşlarıma armağanım olsun, hala aynı denize birlikte bakabildiğimiz, yanımızda olamayanları da asla unutmadığımız ve hep kaldığımız yerden devam edebildiğimiz için 😉

Bu da benden bayram şarkınız… Yılların nasıl geçtiği değil, nasıl yaşadığınız olsun pusulanız ve saatler dursun, siz hep güzel akın…

Aşk’a uyanın, gerisi kolay…

Merve Çaloğlu

merve@mervecaloglu.com

info@mervecaloglu.com

(Yazıların ve görsellerin tüm hakları saklıdır)