GÜNAYDIN AŞK!

 

Yüz yoksa ardında, maskenin düşüşü de ses getirmedi yıllardır.

Her yan maske dolu, ortada yüz yoktu gocunacak…

Bir derdin olmadan sanat yapmanı beklediler senelerce, suya sabuna dokunma, işine bak, işini yaymak için rüşvet isteyen lağım medyasına yalakalık olsun diye de her şeye sessiz kal dediler. Sesin duyulsun isterken, sesini kıstılar. Kadınlar öldü, çocuklar tecavüze uğrayıp, öldürüldü, iki kuruşa satıldı namus, kendi yarattıkları teröre kurban verdiler halkı, o acıya şarkılar yazama istediler, yazdıysan da çalmayız dediler. Bizim istediğimiz gibi ol, biz ona sanat deriz dediler, akil insan olursun, madalyanı da biz veririz dediler. Nerede bir enkaz yaratsalar, altına seni de gömmeye kalktılar, müzik sussun, kafa ütülemesin dediler. Fotoğraf çektirirken, ‘’masadan kadehleri kaldıralım’’ dedi basın danışmanların, yoksa sizinle çalışamayız, lağım medyası görürse haberinizi yapmaz, konser alamazsınız… Bir takım mahçup itirafçılar çıktı içlerinden zaman zaman, ‘’sizden utanıyoruz ama düzen bu, emir kuluyuz’’ dediler, eyvallah kardeşim dedik, başka bir hayatta yollarımız yine kesişir belki diyerek uzaklaştık o kulvarlardan. 

Bağımsız olamazsan üretemeyeceğini anladın. Bağımsızlığını elinden alan sistemin ta kendisiydi ne yazık ki… 

Yalnızdın. 

Kendi cennetini kendin inşaa edecektin, kendi medyanı kurmana bile burun kıvırdılar ama başardın, tüm haklarını gaspçı yalakaların elinden aldın. Dijital çağ yalakaların rüşvet dönen sistemlerini eritmeye başladı. Tabii yine de yandaş olan kazanmaya devam etti. Kazandığı paraların da hayrını göremiyorlar hastalıktan o ayrı… Gerçekte kazananı hep zaman gösterir, en büyük kazanç, yeni nesillere bırakılacak aydınlık fikirlerdir çünkü. İtibardır en büyük zenginlik, onurlu yaşamak ve faydalı bir iz bırakıp gitmektir bu diyardan. 

Kadehleri de masada bırakıp gidelim.

TÜKENMEZ KALE’M

Şimdi o başka hayat yeniden doğuyor, utancını belirtenler bile yürüyor bağımsızlık için artık. Sesini kıstıkları şarkıların kaynağını öldüremediler çünkü. Unuttukları şey kalemdi. Sanatın kalemi tükenmezdir, yetenek, iyi niyet, yaratıcılık, aile görgüsü, Atatürk’ün iz düşümü gençlerin beyni, zihni susmaz. Ruhunu, ideallerini, çevresini, itibarını satanları bekleyen yalnız, sefil bir gelecek var artık. Yıllardır dillendirdiğim aşk buydu. Aşka uyanan doğru yolda yürüyenleri gözlemleyen aklı selim gençler oldu. Aşkla bağlı oldukları özgürlüğe doğru yürüyorlar şimdi. Belki çalınan emeklerimiz, yitirilen yıllarımız oldu ama o Aşk kazanıyor. Uyanan yürüyor. Son sancılarda inecek var artık ey halkım. 

Şimdi suya sabuna dokunmadan yaşayan, yeter ki kesem dolsun, onurum olmasa da olurcular düşünsün. Maske yığınlarınızın üzerinde gençlik coşkuyla geleceği yeniden, insana yakışır şekilde inşaa edecek. Her nesil payına düşeni hakkıyla yaşamıştır, tüm yasaklara rağmen apolitik denilen bu pırıl pırıl nesli, demokratik haklarının savunucusu, Atatürk ilke ve inkılaplarının bekçisi ve alnı ak, başı dik şekilde yetiştiren akranlarımın alnından öpüyorum. 

Biz çok üzüldük ama değdi diyeceğiz. Ben bir sanatçı olarak kendi tarafımdan anlatmaya çalıştım hadiseyi, ucu yıllar evvel ilk bize dokundu çünkü. Memuru, beyaz yakalısı, riski daha düşük sektördekilerin çoğu, çok daha geç anlamaya başladılar ülkenin gittiği hali. 

Hiç unutmuyorum, dünya emeklerle hazırladığım kliplerim veto yediğinde, YouTube kapatıldığında, konserlerimiz iptal edilmeye başlandığında asla anlam veremeyen ve ‘’ülkenin halinde ne var canım?’’ diyenler vardı. Bugün onları da meydanda gördüm, çocuklarını içeri almışlar. Hayatımızı yirmi küsür senedir içeri alıyorlar oysa. 

Bir ses kısıldığında, bir gazeteci susturulduğunda, bir sporcu cinsel tercihinden dolayı linçlendiğinde, bir bestecinin şarkısı engellendiğinde, bir şair vatan haini ilan edildiğinde, bir siyasetçi suçu kanıtlanmadan hapse konulduğunda, hepimiz içeri alınmış oluyoruz. 

Sonunda buna uyandık. Kış uykusu bitti. Günaydın düne, bugüne ve yarına. Bir bütünün uyanmış parçası olabilen herkese selam olsun. Maskesine sahip çıkamayan yüzsüzlere de bol şans. 

Yıllardır dediğim gibi;

Aşk’a uyanın, gerisi kolay…

Ve öyle de oldu.

Merve Çaloğlu

[email protected]

Yazıların ve görsellerin tüm hakları saklıdır. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir