Tüm Papazlara Benden Temcit Pilavı

Kapatılmamış defterlerin, görülmemiş hesapların mevsimiymiş, öyle diyor astrologlar. Tututa tutula, buradan tutulmuşuz bu kez, temcit pilavlarımız hayırlı uğurlu olsun. Aynı kişileri ya da aynı olayları, tekrar karşımıza çıkartan ay mıdır, merkür şerefsizi midir bilemem ama alacağın ders bitmediyse, elinle koymuş gibi buluyorsun sınav kağıdını yeniden, atladığın yerleri doldur diye… ‘’ Hani bu filmi biz çekiyorduk? İnsan kendine böyle film çeker mi? ’’ demeyin, çeker… Bazen yönetmenler, oyuncularını serbest bırakırlar, filme renk katmak için. Belki de filminiz fazla rutine girdi diye şikayetteydiniz ve hangi renge ihtiyacınız olduğunu düşünmeden ‘’ renk olsun, bizim olsun ‘’ dediniz. Sızlanmayın şimdi sevmediğiniz renkler için! Ya oyuncuyu atın, ya da montajlayın beğenmediğiniz yerleri. Çok mu acımasız? Kendine acımaktan iyidir. Hayatta hiçbir şeye acınmamalı zaten, merhamet ve şefkat daha değerli duygular bence. Acımak, insan olanı aşağı çekmekten başka işe yaramaz. Tam da kendi kendimizi aşağı çekmekle, dibe vurduğun yerden daha sağlam yüzeye çıkmak arasında seyretmekteyiz şu ara, ey okur. Nereden mi biliyorum? Bu filmin yönetmeni benim de oradan biliyorum. Çok şey saklayanlarla, ucuz romanlarına sizi kahraman etmek isteyenlerin, nefeslerinin yettiği yere kadar koştukları maratonu daha önce koşmuşsanız, cümle kurmaya mecaliniz kalmaması normal. Susun bence de, en güzel cümleniz çıkacaktır sustuğunuz dağların arasından, garantisi benden.

Evet, herşeye siz izin veriyorsunuz, sadece farkında değilsiniz kendinizi arayışlarınızın arasında. İnsan, hep istediğini ve hakettiğini yaşıyor, ‘’ ben böyle hayal etmemiştim’’ ler de gerçek oluyor bu durumda. Evet, eksik hayal etmiştin de ondan bu andavallıklar hayatında cirit atabiliyor cancağızım. İnanmakla, inanmayı istemek arasındaki çizgidir en büyük kendini kandırma yöntemi. Yapımızda var, herşeye inanmak isteriz yaradılış gereği. Aidiyetimizin, kendi ruhumuza olduğunu özümsemediğimiz zaman, başka ruhlardır hep cellatlarımız. İşimiz gücümüz, birbirimizin hayatını dolandırmak oluyor hal böyle olunca da. Kendiyle meselesini çözememiş insanların, başkalarına verecek sevgileri de bozuk oluyor. İnanmak için bahanelerimiz ise, kişilerin sosyal profillerindeki cibiliyet ihtimallerine istinaden sıralanıyor. Oysa gerçek olan, insanın davranışlarıdır. Ne yaşı, ne mesleği, ne yaşam şekli, ne selvi boyu, ne keli, ne el mahareti, ne söz marifeti… Birine inanmak istiyorsanız, sadece yaptıklarına bakacaksınız. Artık herkes kendi hikayesinin yazarı, masal yazanı da var, sabun köpüğü romanları olan da. İşi gücü sözcüklerden, notalardan ibaret olan biri olarak, tüm tecrübelerime dayanarak söylemek isterim ki; Sözün değerini bilenlere kıran girdi. Büyük bir ”özü sözü bir kıtlığı” yaşanmakta. Bence kıyamet buradan kopmakta, ey karşısındakine inanmak isteyen günahsız kardeşlerim 🙂 Size ‘’ kimseye inanmayın, güvensiz güvensiz yaşayın ” demiyorum. Sadece, olanı biteni, olduğu gibi kabul edin diyorum. ‘’ Bana bunu demişti ama bunu yaptı’’ ların, sizinle hiçbir alakası olmadığını bilin istiyorum. İnsanların, sizinle ilgili iyi ya da kötü söylediklerinin de, size yaptıkları haksızlıkların hatta terbiyesizliklerin de aslında sizinle hiç alakası yok. Herkesin davranışları, sözleri, sevgileri, nefretleri sadece ve sadece kendilerini yansıtma biçimleridir. Birinin sizi sevip sevmemesi bile, tamamen kendisiyle alakalıdır. Düşünün, şu dünyada en çok kimi sevdiyseniz, o kişi bunun için pek de çaba sarfetmeden olmuştur. Siz onu sevin diye yırtınmamıştır, sadece siz onda kendinizi aramak istemişsinizdir, hepsi bu. Yani suçlu yok. Kendinizi dolandırılmış hissediyorsanız, o da onun dolandırıcılığı, bırakın kendini değersizleştirmeye devam etsin. Çünkü siz değerlisiniz, öyleyse kendinize bakın. Siz, kime ne söz veriyorsunuz, sözünüz özünüz mü, onunla ilgilenin. Geçmişi affetmeden, yeni bir gelecek inşaa edilemiyor, kabul edelim…

ŞEREFSİZ ŞEYTAN!
Affetmek, unutmak demek değildir. Birçok şeyin üzerimizdeki etkisi, kaçınılmaz şekilde zamanla azalıyor ama olay geçmişte biryerlerde, öylece ilk günkü tazeliğini koruyor aslında. Hiç ummadığın bir kokuda, yepyeni bir sevdada ya da hayalkırıklığında hortlamaya hazır askeriniz oluyor geçmişiniz. ‘’ Yok yahu, unuttuk, geçti ” derken, geçtiğini düşündüğünüz olaydan bahsetme şeklinize de bir bakın derim. Kurduğunuz cümlelerde, halen kendinizi mağdur görüyorsanız, affetmemişsiniz demektir. ‘’ Allah affetsin şerefsizi ’’ demeyin. Mevzu kişileri affedip, tekrar hayatınıza katıp, bağrınıza basmakla alakalı değil. Size yapılan haksızlığın, sizinle alakalı değil de, şerefsizinizin, şerefsiz olmayı seçmesiyle alakalı oluşunu kabul ettiğiniz noktada, ciğerinizi delen ihanetleri de, yaraları da, havada uçuşan yalanları da affetmeyi başarmış olacaksınız. İşte o zaman özgürsünüz ve çekeceğiniz hiçbir film, bir daha birbirine benzemeyecek, siz istemedikçe…

Biliyorum, bu hafta da faturayı size kestim, ey okur. Etrafımda, belki de ay tutulmasından mütevellit birbirini tekrar eden senaryolar dönmekteyken, ilişkilerinizdeki açmazlara bir darbe de benden olsun dedim, yabancı değiliz artık. Hala sıkılmadın ve okuyorsan, dediğimi yap, yaptığımı zaten yazıyorum, onu da yap. ‘’ Özüm de sözüm de bir ‘’ olmaya, inatla devam edeceğim bu kıtlıkta, siz de edin. Bunca yalanın içinde, farklılık, belki de sonunda dürüstlükten doğacak. Şeytana uymak, bence çok demode, bir halta da yaramıyor kendini oyalamaktan başka… Tekamül ise vizyon işidir. Öyleyse geçmişi affedip, önüne bak. Hayat, haksızlıklarla harcanacak kadar değersiz değil. Bırakalım herkes, kendi değerini sözüyle, özüyle, yüzüyle, yüzsüzlüğüyle, sevgisiyle, sevgisizliğiyle, kendisi biçsin. Siz defterleri kapatıp, geçmiş hesapları hallettiğinizde, üstünüz de, ruhunuz da, çevreniz de kir tutmayacak. Hadi bakalım, son tabaklar, kapatıyoruz gençler… Çek oradan bir tepeleme temcit daha ve bu son olsun papaz efendi!
Unutmayın, bu filmin yönetmeni sizsiniz, renginiz bol olsun…
Ben beyazım, ya siz?

Aşk’a uyanın, gerisi kolay…

MERVE ÇALOĞLU

merve@mervecaloglu.com

info@mervecaloglu.com

(Yazıların ve görsellerin tüm hakları saklıdır.)