Kapkaççı Aşıklar Diyarı

Güçlü insanların ortak sıkıntısı, dışarıdan farklı algılanmak… En fazla biraz kızar, sonra yoluna devam eder, ”ona bir şey olmaz hocam’’ kafaları! Oysa sevme kapasitesi, güçlü olmakla doğru orantılıdır, acabalara pirim vermeden, ağızdan çıkanı olduğu gibi kabul ederek, şüphelerle savaşmayı bırakmış insandır, gerçekten sevebilen. Kendini sevmeyi başarmış, beklentiyle değil de olduğu gibi yaşama karışabilme cesaretine sahip güçlü kadınların ve erkeklerin artık parmakla gösterildiği yüzyılda, en çok enerjileri sömürülen insanlar da bu cancağızlarım oluyor, ne yazık ki. Kendi özgüvensizliklerinden, en ufak zorlukta kaçmayı tercih eden sevgi hırsızları, elini kolunu sallaya sallaya etrafımızda gezmekteler. Pırıl pırıl parlayan ışığı kendilerine çekmek için otuz takla atıp, sonrasında ”alışmamış kalpte aşk durmuyor” tavırlarıyla, karşı tarafın hiç yara almayacağını düşünerek, toz olmayı başaran bu sevda kapkaççılarından şiddetle uzak durmanız gerekmekte, ey okur. Kendi mutsuzluklarına antidepresan ararlarken, sizin ışığınızı çalıp, suçu da size atanlarla karşılaşmışsınızdır. Yakıştıramamış, olanlara inanmak istemeyip, açıklama bekleyip, bir sebep-sonuç ilişkisine oturtmaya çalışmakla günleriniz geçmiş olabilir. Oysa asıl filmin, kafanızda kurduğunuz senaryolarla uzaktan yakından alakası yok. Ne bir sebep var, ne de sonuç. Tek gerçek, karşınızda kendine bile saygısı olmayan bir özgüvensiz var. Sizdeki güçse, en büyük korkusu haline gelmiş durumda, hepsi bu… Hazır yenilenme enerjisi içerisindeyken, yeni mevsime herşeyi kabul edip, yolunuza bakarak girmenizi tavsiye ederim. Zira, ortalıkta eli kalbinde kalakalmış, yanlış insanların doğru insanları üzdüğü bir salgın kol gezmekte. Fazla üzülmeyin, aşılanmış oldunuz, bağışıklığınızı güçlendirin ve ışığınızı geri alın cancağızlarım.

Peki bu kapkaç sevdacılarını nereden tanıyacağız? Birkaç maddede sıralayacak olursak:

*Genellikle kaybedecek birşeyi olmayan, tüm duyguları acelesi varmış gibi abartılı sözlerle önünüze sunanlardan
*Dün söylediğinin, yarın hakkını veremeyen ve hatta hatırlamayanlardan
*Ani davranış değişikliği gösterenlerden
*Gereksiz yalan söylemeye başlayanlardan
*Sorduğunuz soruya, sokakta yol soran insana cevap verir gibi cevap verenlerden
*Toplum içindeyken başka hallere bürünenlerden
*Sebep yokken ortadan toz olanlardan
*Sizden gereksiz yere şüphe duymaya başlayanlardan (ki kendi yediği ya da yemeyi düşündüğü hurmaların gizli fragmanıdır)
*Saygısız, düşüncesiz ve kaypak hareketlerde bulunanlardan
*Hayatını kendi özgür iradesiyle değil de, ”etraf ne der?” endişesiyle yaşayanlardan
*Sonradan görenlerden
*Doyumsuzlardan
*Kıymet bilmeyenlerden
*Bencillikte dünya markası olanlardan
*Size güzel bakmak yerine, güzelsiniz diye bakanlardan
*İçinizde gereksiz boşluk hissi yaratanlardan
Alemlerin yaratıcısına sığının ve uzayın 🙂


EVET, O, BENİM GÜZELLİĞİMDİ!
İki insan birbirini seviyorsa, gerisi herzaman teferruattır. Madem güçlüsünüz, bunu suistimal edecek olanı değil, yanına, kalbine, ruhuna ve bedenine yakıştırabilecek olanı seçin derim. İnsanların özgüvensizliklerinin adı, sizin güçlü oluşunuz olmasın. Kırılıyorsanız kırılın ve bunu söyleyin. Hepimiz, nihayetinde kendi yolumuza devam ediyoruz. Zaman içinde yok olmayan hiçbir duygu yok. Biliyorum haksızlığa uğramak kolay başedilen bir duygu değil ama hakkını olmayacak sularda aramak, zaman kaybından öteye gidemiyor. Herkesin bir sebeple hayatımıza girdiğini kabul edip, yaşam enerjimizi kaptırdığımız kapkaççılardan geri almak mümkün. Olanı olduğu gibi kabul etmek kadar konforlu bir duygu yok üstelik, şiddetle tavsiye ederim. Bunu başardığınız gün, hayatın adaletine inanamayacaksınız. Sizi olduğunuz gibi sevemeyen hiçkimse için bir saniyenizi bile harcamayın. ”Sevgiye emek vermeyelim mi?” diye düşünüyorsanız, o sevme potansiyeliniz sizde baki zaten, alamayana emek vermek, insanın kendine olan sevgisini de saygısını da yokedebiliyor. Üzülün, acının içinden geçin ve sonra geçin kendi aynanızın karşısına, size ayna olanlara, sizi olduğunuz gibi yıllardır sevenlere dönüp bir bakın ve rahat bir nefes alın. Herşey o kadar olması gerektiği için oldu ki…

Herzaman söylüyorum, en başından biliyoruz aslında ne yaşayacağınızı ama insanız işte ”acaba mı?’’ lara zaafımız büyük. İyi ki de denediniz, belki de bir mikrobun daha etrafınıza zarar vermesini engellemek için kahramanlıktı göreviniz. Belki de kendinizde o güçlü duruşunuzdan farkedemediğiniz maskelerinizi atmanıza yardımı olmuştur. Kendinizi bulmanıza faydası olan her iyi ya da kötü olay, koca bir teşekkürü hakediyor. Bana şarkı, başkasına daha da güçlenme ama illa ki hepimize tecrübe olarak dönen kapkaççılara, kazıkçılara hepbir ağızdan, bağıra çağıra teşekkür edelim. Üzülebilmenin, insan olma yolundaki en kıymetli hazine olduğu da yanımıza kar kalsın. Ve kabul edelim gücümüzü, bırakın ezik olan da ezik kalsın. Filminiz asıl şimdi başlıyor ey güçlü ve özel insanlar. Yeter ki inanın, yeter ki ‘’neden böyle oldu?’’ larla daha fazla zaman kaybetmeyin, oldu ve bitti.
Evet, o, sizin güzelliğinizdi! Gerisini hayata bırakın ve arkanıza yaslanın, ışığınız yola çıktı, açın kapıyı ve içeri alın. Birdaha da yandan yandan gelen sinsi kapkaççılara prim olmasın, önünde sonunda o kask çıkar, o kel görünür! Şimdi onlar düşünsün, düşünmekten de korkmazlarsa tabii…

Güçlü kadın mı? Kahkaha da benim, gözyaşı da! Ya siz?

Aşk’a uyanın, gerisi kolay…

MERVE ÇALOĞLU

merve@mervecaloglu.com

info@mervecaloglu.com

(Yazıların ve görsellerin tüm hakları saklıdır.)