Bakanlık İçimdeki Güç Projesi (Son başvuru tarihi bugün!)

Biri de çıkıp işin aslını tüm açıklığı ve üslubuyla anlatsa keşke. Her meslek birliği farklı proje üretiyor, meslek birliğine üye olmayandan farklı şeyler isteniyor. Video, fotoğraf ya da özgeçmiş farketmez, hepimizin yolladığı datayı biraraya getirip, projelendirmek için de bir para harcanacak ve ortaya ne çıkacak, o da belli değil. O yapılacak gereksiz masrafı da müzisyene aktarsanız ya mesela, kirasını ödeyemeyen var, ana baba evine dönen var, varoğlu var! Biz size projeyi kendi sevabımıza editler(düzenler), montajlarız, anlaşmalı ajanslara para kaptırmayın bir de, sanatçıyız neticede!

Niye yine parçalandık? Niye insanlara kendilerini kötü hissettiriyorsunuz? Bu işi Kültür ve Turizm Bakanlığı tüzüğü yüzünden bu şekle soktuğunuzu anlatın ey meslek birlikleri.

Demiş ki bir tanesi; bu yollayacağınız görseller tarihe tanıklık etmek için pandemi döneminde müzisyenin hâlini gösterecek. Hâli, bize sunulan proje, bizlere uygun görülen 1000TL zaten ortaya koyuyor. Bu yazım tarihe tanıklık eder. Bu ülkede müzisyene duyulan saygı, meslek birliği anlayışı yerle bir olmuştur. Yine “birlik” ve beraberlik yoktur, kendimin de üyesi olduğum birliklerden birinin başkanı, yakın da dostum, açıklama olarak, “İlk Sahne İlk Alkıs diye proje sunduk biz, video istemedik” diyebildi sadece dün gece Twitter’dan. Yani açılımı, onlar da ilk sahne tecrübelerimizi anlattığımız yazılardan kitapçık yapcaklarmış. Temsilen bir üyenizi de o görüşmelere yanınıza alsaydınız keşke meslek birlikleri! Belki fikrimizi söylerdik biz de…

Şimdi bu projelendirme meselesinin özünü ben size anlatayım. Malum 9 aydır işsiziz. Çalışamıyoruz ve devlet yardımı bekliyoruz. Bizim adımıza meslek birliklerimiz gidip, bence birbirinden ayrılması gereken ama aynı kişinin yönettiği Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek istediler. Bildiğim kadarıyla bakanlığın tüzüğünde yardım, bağış ve hibe etmek bulunmadığından, mevzuyu projelendirelim de, sanatçılardan bir şeyler isteyelim, karşılığında ödeme yapalım diye çözüm ürettiler. Elleri boş dönmelerindense proje üretmiş oldular. İyi niyetlerine ve şu zor süreçte hiç yoktan iyidir anlayışlarına saygı duysam da bu yine kalp kırmaktan öte bir hareket olamadı ne yazık ki…

Ocak, Şubat ve Mart ayında yazdıkları anılar, yolladıkları video ya da ses katıylarıyla bu parayı almaya hak kazanacak olanlar durumuna düşürülmüş olduk. Ha belki de biz o hakkı da kazanamayacağız. Ne kadarlık bir bütçe ayrıldı, kim o 1000’er TL’ye üç ay boyunca layık olacak, o da belli değil.

İlk sahnemi ve ilk alkışımı 1991 yılında Konservatuvar piyano resitalimde aldım. Yıllarca akademik ve profesyonel olarak müziğe ve tiyatroya emek verdim. Karşılığında hep savaşmak zorunda kaldım. Terör de ilk beni vurdu, Tsunami de, deprem de, savaş da, tanımadığım ülkenin kralının ölümünün yası da. Önce müzik sustu. Covid de müziğe dadandı. Sahneler kapandı, üreteceğim şarkıları sunabilmem için 1000TL hiçbir dönem yetmedi. Hep borçlandım. Radyosundan televizyonuna kadar üste para istediler, müziğimizi desteklemek için. Bunlarla yıllardır savaştık, savaşmaya da devam edeceğiz. Şu an dünyanın canıyla uğraştığı bu berbat salgın sürecinde bile bir olamayan meslek birliklerini kınıyorum. Birlikler demekten bile utanıyorum. Bir olun artık, şeffaf olun, yok o video istemiş, biz kitapçık yapacağız, yazı istedik, video istemedik demekle bitmiyor mevzu, bok değil kaka derler kabaca bu duruma afedersiniz!

Yine olmadı, yakışmadı.

Kalpler, cepler, ruhlar zaten delik…

Kibir değil, gurur bizdeki. Kırmayın!

Meslek birlikleri ve Kültür Bakanlığı’nın ele yüze bulaştırılmış iyi niyet projesine bu yazımın linkini yollayacağım. Dilerim o kitapçığa koyacak kadar yürekli çıkarlar. Fantastik bir kitapçık hayal ediliyorsa uygun görmeyeceklerdir tabii ama madem tarih sayfalarına arşiv olacak bilgi istiyorlar, bugüne kadar kimden torpilli olduğumuzu da yazsınlar. Sanatkar el öpmez, sanatkarın eli öpülür diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün sanatçılarıyız biz. Madem Kültür Bakanlığı tüzük gereği yetersiz kaldı, ben olsam gider Cumhurbaşkanımız ile görüşürdüm, ilkokul 1. sınıf projesi üretmek zorunda kalmazdık böylelikle. Kendisi daha cömert yardımlarda bulurdu diye düşünüyorum. Keşke bir sorsaydınız, 1 yıla yakındır işsiz, daha ne kadar süre işsiz kalacağı belli olmayan, ev kirası, çocuğu, bakmak zorunda olduğu yaşlısı olan binlerce müzisyene 1000TL’lik iş yaptırıyoruz, iyi ediyor muyuz diye?

Mesam, Bakanlık Destek Başvurusu demiş projesine, MSG ise Müzik Birleştirir demiş apayrı bir proje sunarak, Müyor ise İlk Sahne İlk Alkış diye adlandırmış kitapçık projesini. Yine birleşememişler, ne ironik değil mi?

Benim anılarıma, müziğime, yıllarca emekle büyüttüğüm müziğime ve sesime, eder/bedel biçemezsiniz ama ben o parayı yine de alır, Bağkur’umu, vergi borcumu öderim. Anlatabildim mi? Hadi eyvallah o zaman!

Kazandığım, alnımın teri, gözyaşlarım, sevinçlerim, tüm benliğim, çoğu zaman borç harç ama kimseye minnet etmeden ürettiğim tüm kliplerim ve müziklerim tüm dijital platformlarda mevcud. Alın her ay birini koyun projenize. Onun da geliri kime gidecek belli değil, bari telifini geri ödersiniz. Öder misiniz?

Son bir soru;

Değerli meslek birlikleri, hazır Kültür Bakanlığı’na gitmişken asıl sorunumuzu konuştunuz mu? Mekanlardaki lisanslamalarla ilgili kanun gerekliliği konusu mesela? Siz koşturmayın artık telif toplamak için, herkes gitsin mekan açınca, mecbur bildirim yapsın birliklere. Böylece kaçak telif kalmaz. Nasıl fikir? Bu soruyu da olası yayımlama ihtimaliniz halinde projenizden çıkartmazsanız sevinirim. İlk sahne ilk alkış ya, bence son telif de hep çok mühim mevzu.

Buradan içimdeki üretme gücüne sesleniyorum. Hâlâ senden başka kimsem yok. İyi ki varsın. En büyük alkış hep sana!

Tüm müzisyen yoldaşlarıma sevgi ve saygılarımla…

Aşk’a uyanın gerisi kolay…

MERVE ÇALOĞLU

[email protected]

[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.