Legal Aseksüellik Sanatı

Koca kışı devirdik yine, ne kıştı ama… Ülkenin halinden, teröründen, bezginliğinden bahsetmeyeceğim, Kılıçdaroğlu, demokrasi yürüyüşüne başladı falan, hiç yoktan iyidir diyorum, daha da polemiğe girmiyorum. Zira siyasetten konuşunca, gerçekten fiziksel anlamda mide bulantısı yaşamaya başladığım bir dönemdeyim. Neyse, yazlığa geldim, bebekliğimden beri geldiğim, denizin, kumun, güneşin, mavinin, meyvenin, havanın bana göre en güzel olduğu yer. Aynı denizde büyüdüğüm dostlarım var burada, herkes en az 30 yıldır birbirini tanıyor. Artık son büyük jenerasyondan bir önceki nesiliz neredeyse. Anneanneler, dedeler, bir bir öteki dünyaya doğru yol almaktalar. Bana göre, yaşam ve ölüm kardeşler, hangisinin daha güzel ya da korkutucu olduğu, bize bağlı. Koca kış, kimler sağ kalmış, kimler hastalanmış, kimler aramızdan ayrılmış faslından sonra, her yazın başı aynı, ‘’ben senin bebekliğini bilirim, deden seni denize sokardı’’ gibi hoşgeldin faslıyla devam ederiz. Sonraki soru cümlemiz, ‘’ee nasıl gidiyor işler güçler?’’ e terfi eder ki, artık herkeste sosyal medya var, 70 yaşındaki komşumuz bile konser afişlerimi instagram’dan like’lıyor, yani herkesin ne yaptığı, nasıl gittiği, bir şekilde ortada. Tabii asıl mevzu ‘’sanat sepet” işleri değil, asıl mühim mesele, nedense ses tonunu kısarak ve tek gözü kırparak sorulan ‘’var mı bir şey?’’ sorusu. Niyeyse 30 yıllık, ellerinde büyüdüğüm teyzeleri, babaanneleri ve anneanneleri ilgilendiren tek şey, yurtdışı konserlerim, yeni çıkartacağım albüm, yeni bestelerim ya da yazılarımdan ziyade, seks hayatım. Ohaaal var, ohaa, ne kadar ayıp!” demeyin, aynen de öyle. Şimdi o ‘’var mı bir şey?’’ in ne demek olduğunu sizlere açıklayayım:

30’unu geçmiş her Türk gencinin maruz kaldığı ‘’var mı bir şey?’’ sorusunun meali; salağa yatıp ‘’ne var mı teyzeciğim?’’ diye sorduğunuzdaki, ”yani evlen artık” cümlesinde saklı. Şimdi ben, niye sana özel hayatımı anlatıyorum teyzem? Hem sen bile ayıp bir şeymiş gibi, sesini kısarak, tek gözünü felçli gibi kırparak soruyorsun sorunu… Demek ki, yaptığının magazincilik olduğunun farkındasın ki, magazinci arkadaşlarım bile, öyle inme inmiş gibi soru sormuyorlar, bu tip gereksiz sorulara da maruz bırakmadılar beni hiç, sağolsunlar. Seks hayatım onları ilgilendirmiyor çünkü. Farkında olmadan sorulan şeyin tam karşılığı aslında budur. Hayatımda biri var desem, ne zaman evleneceksiniz, evlensem, ne zaman sevişip çocuk yapacaksınıza uzanan densiz sorular silsilesi, 70 yaşındaki teyzelerde ayıp kavramının nasıl da şaştığını göstermekte. Demek ki, bir yaştan sonra, ayıp mayıp kalmıyor. Bazen düşünüyorum, ”sizde de amcayla hala hayat var mı?” diye sormayı ama o zaman da ”gençlik çok terbiyesiz” yaftasını yerim, otururum aşağı, susuyorum… Hayır, bir de birinin evlenmesi karşı tarafı niye bu kadar enterese ediyor, niye illa insanları evlendirmeye çalışıyoruz, anlamış değilim. İşgüzarlıksa, hepimizin içinde bir parça vardır, sevdiklerimize karşı, kabul. Mesela benim en büyük işgüzarlığım, işsiz arkadaşlarıma iş bulmaya çalışmak, iyi müzik yapan birine, kendi imkanlarımca destek olmak falandır. Benim ‘’var mı bir şey’’ başlıklı sorum (ki asla o şekilde sormam), genelde iş-güç, çevremden mütevellit olarak da, sanat sepet işlerindeki yenilikleri sormak niyetiyledir. Özellikle ”sanat sepet” diyorum, aramızda artık dalgasını bile geçiyoruz, yaptığımızı iş olarak görmeyen ‘’hayat sana güzel yeaaaa’’ cıların çokluğundan, sabah 8-akşam 5 masa başında olmadığımızdan, bizleri hiç çalışmıyoruz zannedenlerin ağzıyla sesleneyim dedim. (Bunlar hep Sepet diye şarkı yazmayıp, beach partilerde hoplatmadığımızdan da olabilir, ne demişti sevgili müzik eleştirmenimiz Yavuz Hakan Tok; Merve Çaloğlu-Uzak Yollar-Kişilikli bir Pop… Tabii herkes beni evlendirmek ister, yazıyı bitirip Yavuz Bey’i mi arasam? 🙂 )

VAR MI BİR ŞEY MERVE?

İnsanların evliliğe olan merakı, hertürlü insani ilişki ve yaşam şekline de olsaydı, bunları konuşmuyor olurduk. Şahsen, iyi bir ailede büyümüş bir insan olmama, ailenin güzel bir şey olduğunu düşünmeme ve ailesine bağlı bir sanatçı olmama rağmen, evliliği çok da gerekli bulmuyorum. Bir kere bile normal genç kızlar gibi evlilik hayalim olmadı. Bir sürü aşkım, 8 senelik ilişkim bile oldu, gece yatarken düşündüğüm tek şey, ”son yazdığım şarkının nakaratı daha iyi olabilir miydi?” şeklindeydi. Aldığım evlilik teklifleri karşısında da surat ifadem hep dehşete kapılmış yavru ceylana döndü. Sonuç ortada 🙂 İkna eden de çıkmadı deyip, topu taliplerime atıyorum, hoop attım. Biriyle hayatını birleştirmek, sadece aynıçatı altında yaşamaya başlamak demek değil bana göre, hatta o biraz da sıkıntılı geliyor. Kadın ve erkek aynı ortamda yaşamaya müsait bile değiller aslında, birinden biri, diğerinin yarattığı ortama ayak uyduruyor evlenince. Ya kadın baskın çıkıyor, kendi ortamını yaratıyor, adam da işten o ortama gelip gidiyor ya da erkek kendi düzeninin içine bir kadını oturtuyor. Sonuç, bu yüzyılda genel olarak hüsran. Tak Sepeti Koluna Herkes Kendi Yoluna feat. Aile Mahkemeleri, tüm dijital platformlarda!
Sineye çekip, susup, oturanlar, çocuk için devam ettirenler, evlendim diye işi gücü bıraktığından, erkeğe muhtaç olanlar ve fazla zenginlikten fabrikaları bölüşemeyip, boşanamayanları tenzih ederek konuşuyorum tabii. Şimdi onlara soralım aynı soruyu; Var mı bir şey? Var, evliler, sevişmiyorlar bile (yani eşleriyle) Evlilikleriyse, legal seksten, legal aseksüelliğe terfi etmiş durumda, İnstagram’a bakmayın, oralar hep dutluk… Birlikte bir hayat inşaa edebilenler de var tabii, imzasızı da var hatta, hayata atıyorlar imzayı ve sonsuz mutluluk …

Şimdi ben niye evleneyim, cillop gibi hayatımı bırakıp, sorarım size o dostlar? 🙂 Bizim yazlıktaki teyzeler torun istiyor tabii, haklılar, o yaştan sonra yapılacak en zevkli şey, bebek sevmek. Yaparız illa teyzeciğim, o da olur üzülme. Şimdilik tüm teyzelere, Facebook ve internet üzerinden Okey oynamak yerine, legal müzik sitelerinden şarkı dinlemeyi öğretmeyi, kendime misyon ediniyorum. Yoksa bu sanat-sepetçi tavrımla, illegal sevişmeler diyarımda, gözlerinde değerim sıfır. Çocuk da yaparım illa, merak etmeyin, şimdilik Mesam’da kayıtlı onlarca çocuğum var, olmadı bir tane evlat edinirim illegal sevgilimle, o da kesmezse, hatır için bir imza da belediyede atarım. Aşk için niye belediyeden onay alınıyor, onu da anlamıyorum ya, neyse… Hayat bu, belli olmaz, siz yeter ki kimsenin hayatını o kadar da merak etmeyin. Gökyüzü ve deniz hepimize maviyken, milletin iki mavi-yeşil fotoğrafına bakıp, ”hayat sana güzel’’ deyip, kendinizi aşağı çekmeyin. (Bknz. ”İnstagram Empati’yi Öldürüyor Güzelim” başlıklı yazım)

Ey okur, hayat hepimize güzel, inan öyle.
Var mı bir şey? Deniz var, yüzersen. Gökyüzü var, bakarsan. Aşk var, görürsen. Yeni şarkılarım var, dinlersen. Sanat-sepet dediğiniz de iyidir, torunlara bırakacak en güzel mirasın peşindeyizdir belki. Belki de vardır bir şey! E hayat var, yaşarsan. Yaşa ama gerçekten yaşa ve gör. Bu yaz da bizim olsun…

Öpüyorum tüm teyzelerin ellerinden 😉
Ben aşkçıyım, ya siz?

Aşk’a uyanın, gerisi kolay…

MERVE ÇALOĞLU

merve@mervecaloglu.com

info@mervecaloglu.com

(Yazıların ve görsellerin tüm hakları saklıdır.)