Nefes

Müzik dinleyerek okumayı sevdik sanki J Hadi bana eşlik edin:

https://www.youtube.com/watch?v=lwsnL5m_jPE

“…ve hiç arkasına bakmadan, siyah üzerine rengarenk çiçeklerle dolu mini elbisesinin fırfırlı eteklerini savurarak, hiç durmadan,hızla karanlığa karıştı. Nasıl olabiliyordu? Onca düşünce, onca sıkıntı, stresli günler, hatta ayların ardından; nasıl böylesine sağlam kalabiliyordu? Sıcak bir yaz akşamıydı. Mevsim gibi, içi de yanıyordu. Adımlarını çok hızlı atarken, varmak istediği yerevi değil de, buz gibi bir nehirdi sanki. Kendini suya bıraksa ve içindeki yangın sönse istedi. Tüm bu hislere rağmen çok hızlı ve çok kararlı yürümeye devam ediyordu.

Aklından aynı anda geçen o kadar çok düşünce vardı ki… Olan biteni anlatmak istiyordu en yakınlarına bir an evvel. Bu son buluşmada neler diyebilmişti öyle, hem de onun gözlerinin içine bakarak! Neler başarmıştı, o yorgun geçen aylardan sonra! Ne hissetmediğinin çok farkında olarak, bir yandan da gururduyuyordu kendisiyle. Artık onu sevmiyordu. Zamanında çok derinden hissettiği sevgisinden en ufak bir kırıntı dahi kalmadığını görmek, yaşayarak deneyimleyebilmiş olmak ona çok iyi gelmişti. Aylardan sonra yan yana geldiğinde, gözlerinin içine bakarken, ya hala onu sevdiği gerçeğiyle karşılaşsaydı! “Buzdolabı – magnet” ilişkisinden, “buzdolabı – tahta kaşık”seviyesine atlamış olduğunu fark etmek, zorlu bir yarışmanın sonunda kazanılan büyük ödül gibiydi şimdi. Kendi değerinin farkına varmıştı. O da herkes gibi biricik ve çok değerliydi. Esir düştüğü duygu sarmalından çıkabilmek, boğulmak üzereyken derin bir nefes almak kadar kıymetli ve hayat kurtarıcıydı. Artık özgürdü… Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Eş zamanlı, burun deliklerinden mevsimin sıcak havasını içine çekip, aldığı nefesi ağzından sesli bir “ohhh” çekerek bıraktı.

Elbette anlık bir kararla mümkün olmamıştı bu hamleyi yapabilmek. Çok iyi çalışmıştı dersine. Dikkatini başka konulara çekebilmek, kendine yeni uğraşlar bulmak, okumak, yazmak, yürümek gibi bildiği ve tavsiye edilen yolların hepsini denemiştidönem dönem. Çoğu zaman vazgeçme sendromuna yakalanmış, bu acıyı kaldıramayacağına olan inancı köklenir olmuştu. Sadece uyumak ve bir daha uyanmamak istiyordu. Bazen Güneş ufuktan görünür gibi olsa da, yeni bir haberle sarsılıyor, karanlığa gömülüyordu kolaylıkla. Çok kereler pes etti. Sonra yine güç buluyor, yeniden deniyor, hayatta kalma çabası veriyordu. Çünkü acı çekme hali, sürdürülebilir bir şey değildi.

Nefes almayı seçmek, kendi değerinin farkına varmak, hayatına sahip çıkmak öyle kıymetlidir ki! Bir başkasının insafına bırakılamayacak kadar değerli! Neden karşındakinin düşüncelerine esir olasın! O, kendi düşüncelerinin köleliğini üstlenmiş zaten, bırak o tercih ettiği şekilde yaşasın. Kimsenin kurtarıcısı da değilsin, psikoloğu da. “Düzeltmeye çalışmak” ne büyük bir yanılgı! Düşme sakın bu tuzaklara. Yak gemileri, yık köprüleri; seni dipsiz kuyulara sürüklüyorsa, düşme sen de onunla. Malum maskeyi önce kendine…

Kendini tanımakla başla! Nefes almak nedir senin için? Nasıl tanımlarsın nefes almayı? Peki ya nefessiz kalmayı? Değerlerin neler? Seni, sen yapan değerler… Nelerden mutlu olursun? Yapmaktan keyif aldığın neler var hayatında? Kimler vazgeçilmezin? Neden? Sordun mu hiç bunları kendine? Bunca cevaplanacak soru varken, bir başkasını değiştirme ya da ona ayak uydurma çabası niye? Hani herkes kendi kapısının önünü temizlese, kirlenmezdi ya Dünya; sen kendi kapının önündekilere odaklandığında bir bakmışsın; bütün komşuların da sen gibi temizliyorlar kapılarının önünü. Sonra bir kere daha bakmışsın; temizlemeyen barınamaz olmuş mahallede. İşte çekim yasası dedikleri tam da bu, işin özünde.

Özgür olmak, istediğin ve kararlı olduğun şeyleri yapabilmek değildir sadece. Duygu ve düşüncelerinin esiri olmadan yaşamak, nefes almaktır aynı zamanda. Nefes aldıkça umut vardır, sakın ola kaybetme umudunu! Zihninden çok, ruhunu bir virüs gibi sarar aşırı düşünme hali. Fazla düşünür olduysan herhangi bir konuyu, bulunduğun yerden, çiçekli elbisenin fırfırlı eteklerini savurarak, hızla uzaklaşman gerekiyor demektir. Yap bu iyiliği kendine! Derin bir nefes al önce, sesli sesli bir “ohhh” çek ardından ve kararlı ol, kararda kal. İşte şimdi hazırsın gerçek SEN’i yaşamaya, gözlerinden yaşlar süzülüyor olsa da…

Hande Kurt

ICF Sertifikalı Yaşam Koçu

[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.